Yerli Motor Tasarım ve İmali

Yerli motor tasarım ve imalatı kamuoyu gündemini bir süredir önemli ölçüde meşgul etmekte ve buna bağlı olarak beklentiler artmaktadır. Hükümet tarafından farklı şekillerde konuya çözüm arayışları sürdürülmektedir. Yerli motor geliştirilmesi sürecinin neden hedeflerine ulaşamadığını değerlendirmek amacıyla örnek bir süreç ve yaşanılanlar bu yazıda açıklanmış ve çözüm önerileri sunulmuştur.

2014 yılında Kalkınma Bakanlığınca bir teklif çağrısı yayınlanarak “İçten Yanmalı Motorların Tasarımı ve Tasarım Doğrulama Çalışmaları” konusunda ön başvurular alınacağı belirtilmiş ve ön başvurular 2014 yılı Ağustos ayında alınmıştı. Teklif çağrısından tamamen yerli içten yanmalı motorun tasarlanacağı, imalatının ve testlerinin yapılacağı bir merkezin kurulması ve yerli motor imalatı hedefine ulaşılmasının amaçlandığı anlaşılmaktaydı. İlk tekliflerin alınmasının ardından yapılan ön değerlendirme sonuçları 2015 yılı Mart ayında açıklanmış ve yedi proje başvurusunun birinci aşamada başarılı bulunduğu taraflara bildirilmiştir. Tarafların nihai proje önerilerini hazırlayarak 2015 yılı Temmuz ayında Kalkınma Bakanlığına teslim etmeleri istenmiştir. Proje önerilerinin değerlendirmesinde özgün değer, kurumsal destekler, özel sektör işbirlikleri, kurumsal altyapı, akademik destek vb. birçok kriter dikkate alınmıştır.

Teklif çağrısının açıklama kısmında “binek, ticari ve kamyon benzin ve dizel içten yanmalı motorlarının mekanik tasarımını ve tasarım doğrulama çalışmalarını yapmaya sağlayan altyapılar” ibaresine yer verilmişti. Buradan da anlaşılacağı gibi proje kapsamında bina, yazılımlar, imalat makinaları, test cihazları, personel desteği ve benzeri desteklerin sağlanacağı, kapsamın geniş tutularak içten yanmalı motor tasarım, üretim ve testlerini yapacak çok geniş kapsamlı bir Ar-Ge merkezinin kurulmasının amaçlandığı görülmektedir. Türkiye için stratejik önemi olan bu projenin hayata geçirilmesiyle Türkiye’nin dünya ölçeğinde bir üst gelir gurubu içerisinde yer almasına oldukça önemli katkı sağlanacağı açıktır.

İkinci aşamada proje önerilerini teslim eden kurumlara yazı yazılarak sekiz-on slayttan oluşan bir sunum hazırlanması, 2015 yılı Eylül ayı içerisinde on dakikalık zaman zarfı içerisinde proje önerilerini jüri önünde sunmaları ve sorulara cevap vermeleri istenmiştir. Bu kadar önemli bir konuda, yaklaşık bir buçuk yıllık bir süre içerisinde hazırlanmış olan proje önerilerinin sekiz-on slayt ile on dakikada sunulmasıyla konunun önemi de göz önünde bulundurulduğunda amaç ve kapsamın yeteri kadar açıklanamayacağı, jüri tarafından açıklığa kavuşturulması beklenen hususlar var ise bunların yeteri kadar tartışılamayacağı ve anlatılamayacağı aşikardır. Uzunca bir süre sonucun açıklanmaması, daha sonra gayrı resmi duyumlardan yakın zamanda kapatılan bir üniversitenin birinci olduğu anlaşılmıştır.

Kalkınma Bakanlığı tarafından başlatılan bu süreç devam ederken 2015 yılı Mart ayında Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca yol dışı makinelerde kullanılmak üzere yerli motor tasarımı ve imalatı ile ilgili bir çalışma başlatılmıştır. Bu çalışmaya iş makinesi, traktör ve jeneratör üreticileri katılmış, sektörlerin ihtiyacını karşılayacak motor çeşidi ve miktarı, yapılabilecek katkılar ve böyle bir çalışmanın gerekliliği konusunda fikir alışverişinde bulunulmuştur. Burada yapılan görüşmelerde Kalkınma Bakanlığı’nca yürütülen Yerli Motor Tasarımı ve İmali çalışmasından Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın haberdar olmadığı ve iki bakanlığın birbirinden bağımsız hareket ettiği anlaşılmıştır. İki bakanlıkça süreçler birbirinden bağımsız olarak bir müddet sürdürülmüştür.

Bu çalışmalar sürdürülürken Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nca iş makinesi ve jeneratör üreticilerinin talepleri doğrultusunda Faz 3A’dan Faz 3B’ye geçiş tarihini ertelenmesi hususunda çalışma yapılmış, bu çalışmaların sonucunda üst emisyon standardına geçiş üç yıl ertelenmiştir. Buna gerekçe olarak Faz 3B standardına uygun olarak üretilen motorların ithalatında ortalama 3-4 bin Euro fiyat artışı olması, bunun ise uluslararası rekabette Türk üreticilerinin aleyhine olacağı ifade edilmiştir. Faz 3B’ye geçişte motorlara ilave olarak Aftertreatment sistemlerinin eklenmesi, yerli üreticilerin bir ikisi hariç bu seviyede bir motor üretim teknolojisine sahip olmadıkları hususu da erteleme sebepleri arasında gösterilmiştir. Burada merak ile beklenen emisyon standardında erteleme isteyen üreticilerin yerli motor yapımı noktasında bir yol haritası oluşturarak sorunu çözmeleridir.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, yukarıda açıkladığımız Kalkınma Bakanlığı tarafından yürütülen “İçten Yanmalı Motorların Tasarımı ve Tasarım Doğrulama Çalışmaları” konulu teklif çağrısı ile ilgili sürece herhangi bir proje önerisi ile katılmamış olmasına rağmen son aşamada sürece müdahil olarak bu çalışmanın TÜBİTAK-MAM tarafından yürütülmesi konusunda karar verilmesini sağlamış ve projeyi yerli otomobil yapımında olduğu gibi üstlenmiştir.

Üniversitelerin özel sektör ve diğer üniversiteler ile işbirliği yaparak hazırlamış oldukları projeler ve bilgi birikimleri de bu şekilde göz ardı edilmiş,  gösterilen çabalar ve yapılan çalışmalar bir anlamda boşa çıkmıştır. TÜBİTAK-MAM’ın üniversiteleri ve özel sektörü süreçlere nasıl dahil edeceği, yerli motor üretimi çalışmalarında bunlara hangi rol ve sorumlulukları vereceği merakla beklenmektedir.

Yerli otomobil yapımı sürecindeki gelişmelerin elektrikli araca yöneldiği ve çalışmaların bu doğrultuda TÜBİTAK-MAM tarafından yürütüldüğü dikkate alınırsa yerli motor ihtiyacını karşılayacak Euro 6 emisyon standardına sahip içten yanmalı motor tasarımı ve imali konusu şimdilik rafa kalkmış olarak görünmektedir. TÜBİTAK-MAM’ın yerli üreticiler ile işbirliği yaparak Faz 3B ve ileriki aşamada Faz 4 standardına uygun bir motor yapması ve üreticilerin ihtiyacını bu yol ile karşılanması beklenmektedir. Yukarıda belirtilen, yerli üreticilerin motor ithalatından kaynaklanacak maliyet artışı sebebiyle rekabette yaşadıkları zorluğun üstesinden gelinmesi konusunda büyük beklentiler söz konusudur. Burada TÜBİTAK-MAM tarafından yürütülen süreçte problemler yaşanırsa B planının ne olacağı konusunda tedbirlerin alındığı ümit edilmektedir. Çünkü yerli otomobili yapacak birisinin çıkmaması durumunda alternatif planın olmadığı ve sürecin akamete uğradığı, en azından beklentilerin çok ötesinde olduğu görülmüştür.

Gelinen noktada kamu eliyle yerli motor üretiminde sürece müdahale edilmiş, yerli otomobilde olduğu gibi yerli motorda da TÜBİTAK-MAM tarafından sürecin yürütülmesi kararlaştırılmıştır. TÜBİTAK-MAM’ın bu konuda sahip olduğu bir kısım imkanlar olsa da üniversiteler ve özel sektörün şimdilik sürecin dışında tutulduğu görülmektedir. Proje duyurusunda açıklanan esas beklenti otomobil, kamyon ve otobüslerin kullanabileceği bir motor tasarımı ve imali iken, TÜBİTAK-MAM tarafından yapılması planlanan motorların sadece iş makinalarında ve jeneratörlere kullanılması hedeflenmiştir.

Kısaca açıklamaya çalıştığımız bu süreçte karşılaşılan problemler göz önünde bulundurulduğunda bazı noktalarda önemli yaklaşım hatalarının olduğu görülmektedir. Bu konuda tespitlerimiz şu şekildedir:

  1. Devletimizin yerli otomobil ve yerli motor konusunda kararlı olduğu ve bu konuda ihtiyaç duyulan kaynakların sağlanmasında sorun olmadığı anlaşılmaktadır.
  2. Yerli motor üretimi konusunda başlatılan süreçler sayıca sınırlıdır. Burada sadece sınırlı sayıda proje süreçleriyle hedeflere ulaşılması kısa vadede mümkün görünmemektedir.
  3. Konuyla ilgili kamu kurum ve kuruluşları arasında organizasyon eksikliği vardır. Bu organizasyon eksikliğinin boyutları yukarıda açıklanan örnekten net olarak anlaşılabilir.
  4. Kamu kuruluşları tarafından başlatılan proje süreçleri, diğer kamu kuruluşları tarafından kaynak olarak görülmekte, projelerin hedefleri ikinci planda kalmaktadır.
  5. Sunulan proje tekliflerinin değerlendirilmesinde kriterlerin (özgün değer, proje ekibi, kurumsal destekler, özel sektör işbirlikleri, kurumsal altyapı, akademik destek vb) yetersiz ve eksik olduğu ya da yeteri kadar işletilemediği anlaşılmaktadır.
  6. Sürece üniversitelerin katılımı değerlendirme kriterleri nedeniyle istenilen düzeyde olmamaktadır. Üniversitelerin katılımının arttırılması zorunludur.
  7. Sürece özel sektör kuruluşlarının da aktif katılımı sağlanmalıdır. Yerli sanayicimizin taşın altına elini koyması konusunda itici kuvvet sağlanmalıdır. Ancak özel sektörün konuyu lisanslı tasarım yoluyla çözme kolaycılığına kaçmasına izin verilmemelidir.
  8. Yukarıda özetlediğimiz süreçte yerli motor geliştirilmesi projesinin yerli elektrikli taşıt üretimini projesini üstlenen kurum TÜBİTAK-MAM tarafından üstlenildiğini belirtmiştik. Bu iki konu farklı bakış açısıyla ele alınmalıdır. Çünkü söz konusu sistemlerin güç ünitesi ve güç aktarma organları farklıdır. Ayrıca içten yanmalı motor üretimi sürecinin henüz batarya, şarj süresi, maliyet, güvenlik riskleri vb. noktalardaki sorunlarının aşılamamış olması nedeniyle elektrikli taşıt sürecine göre hızlı ilerletilmesi daha uygun görünmektedir. Ayrıca aynı kurum tarafından her iki projenin de üstlenilmesi kaynakların tek bir noktaya toplandığı algısı oluşturmaktadır.
  9. Ayrıca yerli motor geliştirilmesi konusunda üniversiteler, sanayi kuruluşları ve diğer kuruluşlardan liyakat sahibi uzmanların bir araya getirilmesiyle oluşturulacak bir çalışma grubu tarafından da böyle bir çalışmanın yapılması alternatif olarak değerlendirilmelidir.
  10. Bu konularda başarı ve rekabet açısından birden fazla kurumun desteklenmesi ve görevlendirilmesi uygun olacaktır.

Sonuç olarak çok büyük beklentiler ile yola çıkılmış olsa da, başlangıçta süreçlerin nasıl yürütüleceği ve hedeflerin net olarak tespit edilmemiş olması yerli otomobilde olduğu gibi burada da hedeflerde ve beklentilerde sapmalara yol açmıştır. Ortaya konulanların ülke beklentilerini ve ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olduğunu söylemek çok yanlış olmasa gerek. Çok büyük beklentiler ile yola çıkılan ve gerçekten ülkemizin ihtiyaçlarını karşılayacak, istihdama ve ihracata önemli katkı sağlayacak, kişi başına düşen milli gelirin on bin Amerikan Doları seviyelerine takılmış olduğu bir dönemde bunun daha yukarıya çıkmasına önemli katkı sağlayacak bu projelerin hedeflerden uzak kalması, bu çalışmaları yürütmede yeterli kararlığı gösteremediğimizin ve süreçleri iyi planlayamadığımızın bir göstergesi olsa gerek.

Otomotiv Mühendisleri Derneği